Hayran hayvan

 

Ana Sayfa

AYDIN GERMEN

Trullo'lar

Yöre Mimarisi

Aydın Havası

Mimar Sinan hk.

Hayranlık

Çöküş

Şehirciler ve Plancılar

Nezih Eldem

Seçim

Bu filmi kaçırma

Gazi M. Kemal

Bir Polatlı Yaklaşımı

AHMET T. ALTINER

DÖNERHANE-I LAKLAKAN

“SOS”yete

Testus Ekobiyolorganikus

Orada bir ada var...

mahallenin renkleri

Tarzanlar

Lezzet zevzekleri

MAY projesi

TESTUS

Temel Deprem

Laik-i dünya

YAYINLAR

T E S T U S E K O B İ Y O L O R G A N İ K U S

Müessesemiz organik tarım ürünleri kullanmaktadır


Ahmet Turhan Altıner

 

Bir yandan hormonlu ve bin bir katkılı gıdalara katlanan diğer yandan doğa hayali gören kentli insanlar çoğalıyor. Beş on sene önce belki istek vardı ama bilgi azdı. Doğallığı yaratmak için adım ve edim yoktu. Bugünlerde dünyadaki organik gıda hassasiyetine uyum sağlamaya çalışan ve daha ziyade aydınlardan guruplar oluşmuş. Örneğin PDA yani Pembe Domates Ağı. Bence Facebook’tan, Twitter’dan daha yararlı… Bir başka gurup FSD yani Fikir Sahibi Damaklar… Beyoğlu’nda organik lokantalar var, biri camına organik tarım ürünleri kullandığını yazmış.

Bizim çok yakın geçmişimizde zaten organik tarım var. Biz ona kısaca tarım derdik. Bence biz organik oğlu organiğiz. O yöntemler için hafızamızı ve alışkanlıklarımızı zorlamaya gerek yok, kendi tohumlarımız hâlâ elimizde. Hatta çoğu ürünü Batı’ya kıyasla gerçekten organik yetiştiriyoruz. Yapmamız gereken, onların organik olmayan (suni) ürünlerinin ülkeye sızmasını engellemek, sızanları kovalamak ve ilaçları doğru kullanmak için eğitsel ve siyasi bir mücadeleye girmek değil mi? Genetiği değiştirilmiş ürünlere alınan patentlerle, bir kere ürün verip bir daha vermeyen türlerin geliştirilmesiyle, bu sefer yer altındaki madenlere, değerli taşlara değil yer üzerindeki yaşama el konulmuyor mu? Pestisitlere gelince, onların zararlarına daha uzun bir zamandır maruz kalmakta değil miyiz?

Bu yazıyı yazmaya karar verince Şişli’deki Ekolojik Halk Pazarı’na gittim. Orada Gökçeada’dan Malatya’ya kadar birçok bölgeden gelen organik gıda bulmak mümkün. Bu testusun kaynağı orasıdır. Pazarın kurulmasına önayak olan Buğday Derneği gönüllülerinin verdiği Neden Organik başlıklı fotokopi yoluyla çoğaltılmış ve pazardaki en ucuz ürün olarak 1 liraya satılan sayfalar dolusu dokümanı aldım. Yazar Serkan Yimsel oldukça kapsamlı bir derleme yapmış. Sonra “hoş geldin safa getirdin” kazığı, 5 liraya organik portakal suyu içtim. Organik gözleme yedim. Orada rastladığım organik tarım tutkunu arkadaşım mimar Mihrimah Uzel’le pazarı dolaştım. Gelibolu’da bir köyde organik badem, ceviz filan üretiyormuş. “Köyde büyük bir merakla bizi izliyorlar, siz yapın iyi bişeyse biz de yaparız, diyorlar,” dedi. Bu malları üretmek öbürlerinden daha zahmetli ve bu para ödenmeli ama fiyatlar mübalağalı değil mi? En çok kimler organik yiyor diye gözlemlemeye çalıştım. Hani şu müsabakalara katılacakmışçasına spor yapıp, beslenme magazinini takip ederek bir gün kayısı, ertesi gün mercimek, öbür gün deve dikeni yemeye savrulanlar tabii ki organik ürünlerin baştaki alıcısı. Mimar Mihrimah bana müşterilerin kimler olduğunu gösterdi. Hamile kadınlar, bebekliler ve evde umarsız kanser hastası bulunanlar. Organik ürün üretici ve pazarcısı biriyle konuştum. Sosyologmuş. Yaptığı işe tutkunluk derecesine fetişizm diyerek dalgasını geçti. Ekolojik Pazar çok eğlenceli. Tavsiye ederim. Cumartesi günleri gidiliyor. Samsun’da, Antalya’da, Bursa’da da açılmış. Bütün ürünlerin sertifikalı olduğunu, kanuna uygun üretilmeye çalışıldığını eklemeliyim, tabii ki. Dolaşırken tek tek baktım. Bazıları daha deneme süresinde, ama olsun. Onlar da kitaba uygun biçimde sertifikalı.

Okumalar yaparak çok sayıda sorudan oluşan eğlenceli bir testus hazırlamaya çalıştım. Buyrun buyrun organiğe buyrun, her şeyin organiği burada: organik kasap, organik parfüm, şarap, masa, sandalye, oyuncak, deterjan, iç çamaşırı, organik hijyenik tampon, elbise, ayakkabı, kazak, gömlek, lavabo taşı, organik leke çözücüsü, diş macunu… Pazardaki sesler bile organik! Aman dikkat, dikkatli taşıyın, organiktir bozulmasın…

 

1. Marketlerde ürün ambalajlarında çeşitli isimlerler görülüyor. Hormonsuz, tabii, fonksiyonel gibi. Kanun bunları sınırlamış güya. 2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu’nda geçen “organik” kelimesi, “ekolojik” kelimesinden başka hangi kelimeyle eşdeğer anlam ifade ediyor?

a. Natürel

b. Doğal

c. Biyolojik

d. Özbiyo

 

2. Şişli Organik Tarım Pazarında bu yeni alana gönül vermiş ziraat erbabının yanı sıra pazar tezgâhlarının başında bilgisayarcı, hukukçu, mimar, sosyolog, iktisatçı ve yeni türemiş olan, sağlığına şiddetle mukayyet ve işlerinde muvaffak iş kadınlarının bulunduğu bir tahife faaliyette bulunmakta. Marksist determinist evrelere göre onları nasıl bir sınıflandırmaya tabi tutabiliriz?

a. Avcı

b. Toplayıcı

c. Merkantilist

d. Hepsi veya hiçbiri

 

3. Organik ürünleri bakarak gerçekten organik mi diye en iyi nasıl ayırt edebiliriz?

a. Sertifikalı olduğuna

b. Yamru yumru olduğuna

c. Kurtlu olduğuna

d. Çabuk bozulduğuna

 

4. Batı ülkelerinde Kirli 12 (dirty dozen) denen ve bu on iki ürünün mutlaka organiğini alın diye uyarıda bulunulan ürünlerden biri aşağıdakilerden hangisi?

a. Çilek

b. Ispanak

c. Patates

d. Hepsi

 

5. Her ürünün organiğini almanız gerekmiyor. Peki, organiğini almasınız da olur denen ürünlerden biri aşağıdakilerden hangisiymiş?

a. Soğan

b. Muz

c. Karnabahar

d. Hepsi

 

6. Organik tarımda “içinde neyin bulunduğu” ürünlere kesinlikle izin verilmez?

a. GDO yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar

b. Herbisit

c. Fungisit

d. Pestisit

 

7. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara takılmış lakap neymiş?

a. Karındeşen

b. Frankenştayn

c. GODO

d. Hiçbiri

 

8. Bugün dünyada genetik mühendislerinin en çok üzerinde çalıştığı gıdalardan biri aşağıdakilerden hangisiymiş?

a. Soya

b. Pamuk

c. Mısır

d. Hepsi

 

9. Türkiye’nin ilk organik adası olma özelliği taşıyan ada hangisiymiş?

a. Yassıada

b. Eşek Adası

c. Gökçeada

d. Heybeli Ada

 

10. GDO’lu tohumlara “ebter” tohum deniyor. Ne anlama geliyor?

a. Soyu kesik tohum

b. Genetikleriyle oynandığı için tohum vermiyor.

c. Çiftçi her yeni ekim zamanı yeniden bu tohumdan almak zorunda.

d. Hepsi

 

11. Korkunç gerçek: Genetiği Değiştirilmiş Organizma’ların yani GDO’ların ne zorunluluğu yoktur?

a. Satışa sürülen GDO’lu gıdanın etiketlenmesi

b. Üreticilerinde ar, hayâ, sıkılma, utanma

c. Bir kere çevrenize adım attı mı, takibi çok zor!

d. Hepsi

 

12. GDO’lu gıdalardan sakınmanın yolu var mı?

a. Mutlaka organik ürün alın. En azından vesikalı, hooop, sertifikalıdır.

b. GDO’lu ürün avına çıkıp, teşhir edin. Etiket zorunluluğu olmadığından baya ince okuma yapmanız gerek.

c. Yok

d. Hepsi

 

13. 1990’larda ABD’li Calgene adlı firmanın ürettiği ilk GDO’lu ürün hangisiymiş?

a. Mısır

b. Süt

c. Domates

d. Patates

 

14. ABD ile sıkı bağları olduğu söylenen Monsanto şirketinin piyasaya sürdüğü ilk GDO’lu ürünü “süt”ün içine karıştırdığı rBGH nedir?

a. Büyüme hormonu ( Bunun enjekte edildiği inekler başta % 30 fazla süt vermiş. Sonra hastalanmışlar.)b. Antibiyotik ( Hasta ineklere antibiyotik yüklenmiş. 1990'ların sonunda antibiyotik kullanıcılarının yüzde 70'i artık hayvanlarmış. Ve tabii et ve süt tüketen insanlar antibiyotiğe dirençli hale gelmişler.)c. Antialerjen ( Bu sütü içenlerde acayip kaşınmalar baş gösterdiği için kullanılmış.)

d. Hiçbiri

 

15. Dünyada GDO’lu ürünlerin % 99’unu üreten ülkelerden ABD

(% 68), Kanada (% 6) ve Çin’den başka (% 3) hangisi % 22 ile ikinci sırada?

a. Türkiye

b. Hindistan

c. İngiltere

d. Arjantin

 

16. Hormonlu ürünlerden sakınmak için naçizane aşağıdakilerden hangisine dikkat etmelisiniz?

a. Mevsimine göre sebze ve meyve yemek

b. Sertifikasında izlenebilir ürün almak

c. Üstü yağlı ya da mumlu gibi olan sebze ve meyveden kaçınmak

d. Hepsi

 

17. Aynı genlerden geldiklerini akıl etmeyip manavlarda koskocaman çileklerin içinden henüz büyümemiş olan küçüklerini seçmek adet oldu. Dikkat: Hafızanıza dayanarak eski meyve ve sebzelerin nasıl olduklarını hatırlamaya çalışıp GDO’lu ürünü nesinden anlayabilirsiniz?

a. Fazla düzgün biçimli

b. Kokusuz

c. Rengi abartılı

d. Hepsi

 

18. Hep merak eder dururum. Tarım zararlılarıyla (bitkilere musallat olan böcekler) mücadelede predatör kullanılmasıyla ilgili neler yapıldı Türkiye’de, diye. Hani kimyasal böcek ilaçları yerine, o böcekleri yiyen hayvanların kullanımı. Peki bunların sakıncaları nelerdir, kullanımları nasıl olacak?

a. Mesela bir zararlıyı yiyen bir predatörü ortama salarsınız. Bu sefer o predatörü yiyen canlılar ortamda artabilir.

b. Bunların artışı size yararlı başka canlıları ortamdan kovar.

c. Bazen predator ve kimyasal maddeyi entegre bir şekilde kullanmak gerekiyor.

d. Hepsi. Yani olay karmaşık. Ama bu sayede çok az miktarda kimyasal pestisit kullanarak başta kanser olmak üzere birçok hastalığı engellemiş oluyorsunuz.

 

 

Yanıtlar: 1) c, 2) d, 3) a, 4) d, 5) d, 6) a, 7) b, 8) d, 9) c, 10) a, 11) a, 12) d, 13) c, 14) a, 15) d, 16) d, 17) d, 18) d


www.hayranhayvan.com Aydın Germen ve Ahmet Turhan Altıner tarafından yayınlanmakta. Last Update 08-01-2012

Website powered by Network Solutions®